MAKALELER ARKEOLOJİ Gılgamış Destanı’nda Tufan

Gılgamış Destanı’nda Tufan

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Gılgamış Destanı’nda Tufan
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Tüm Sayfalar

Eski metinlere göre Tufan'ın nasıl oluştuğunu bu makalede bulabilirsiniz:

Ey Tanrıların büyük üstadı, ey yiğit Enlil!

Ben, büyük Tanrıların gizini açığa vurmadım! Bilge kişi haberi düşünde almış…

O, böylece tanrıların gizini öğrendi.

Şimdi onun için bir karar vermek sana düşer!

(Gılgameş Destanı’ndan)

Bir zamanlar Dünya üzerinde yaşanmış olan büyük tufandan bahseden en eski metinlerden biri, Sümerlilerin “Gılgamış Destanı”na aittir.

Gılgamış Destanı, Mezopotamya’daki Uruk Kenti’nin efsanevi rahip kralı Gılgamış üstüne yazılmış mitolojik bir metindir. Ve geçen yüzyıla gelinceye dek unutulmuş bir çağın ürünüdür. Yüzyılımızda arkeologlar yorulmak bilmez bir çalışmayla Ortadoğu’nun kumlara ve sırlara gömülü kentlerini birer birer ortaya çıkartmaya giriştiler. O döneme kadar Nuh ile İbrahim Peygamber arasında geçen uzun sürenin tarihi yalnız Tevrat’taki “Tekvin Bölümü”nün 6. ve 9. Babları arasında anlatılıyordu. Gılgameş Destanı, bizi yeniden o çağlara geri götürmektedir.

Destanı oluşturan metinlerin ne zaman yazıldığı tam olarak bilinmemektedir. Büyük bir olasılıkla, metinler, daha önceki yüzyıllar süresince ve destanın süresince de aynı biçimini koruyarak kuşaktan kuşağa aktarılmıştı.

Gılgameş Destanı Asur Krallığı’nın son büyük kralı Asurbanipal’ın (MÖ 669-631) kurduğu kitaplıkta 1853 yılında bulunmuştur.

Asurbanipal, çağının tarihsel tutanaklarıyla daha eski dönemlerin ilahilerini, şiirlerini, bilimsel ve dinsel metinlerini bir araya toplayarak, büyük görkemli bir kitaplık kurdurmuştu. Dört bir yana saldığı adamların Babil, Uruk ve Nippur gibi eski bilim merkezlerindeki arşivleri taramalarını buyurmuş, sonra da daha önceki çağlarda kullanılan dil olan Sümerceyle yazılmış metinleri kopya edip Akad-Sami dillerine çevirmişti.

1853 yılında bulunan bu tabletlerin değeri çok daha sonraları anlaşılabildi.

Tabletler 12 bölümden oluşmaktaydı. Metindeki boşluklar Mezopotamya’da ve Anadolu’da ortaya çıkarlılan başka kitabelerden elde edilen bilgilerle tamamlanmıştır.

Sümerlilerde karşımıza çıkan kanatlı disk, Galaktik uygarlıklara ait bir semboldür. Aynısı Mısır ve Tibette de bulunmaktadır. Her üç toplumda da görülen bu sembol tufan öncesi uygarlıklardan olan Mu uygarlığından intikal etmiştir. Galaktik uygarlıklardan biri olan Sirius Kültürü’nü ifade eden kozmik bir semböldür. Her üç toplumda aynı sembölün bulunması bu toplumların inisiyatik geleneklerinin Mu ve Atlantis Uygarlıklarıyla olan bağlarını gösterir.

1872 yılı Aralık ayında yeni kurulan “İncil’e İlişkinin Arkeoloji Araştırma Derneği”nin bir toplantısında, uzman George Smith, şöyle bir açıklamada bulunuyordu:

“Kısa süre önce, British Museum’daki Asur tabletlerini incelerken, bunlardan birinde tufanın anlatıldığını fark ettim.”

Halen British Museum’da sergilenmekte olan Sümer tabletlerinden tufanı anlatan bölüm.

İşte meşhur 11. Tablet ve bir zamanlar yeryüzünü etkilemiş tufanın mitolojik hikayesi…


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.